90’lardan Bugüne

90’larda çocuk olmak, teknolojinin henüz hayatımızın merkezine yerleşmediği bir dönemde büyümekti. Birini aramak, fotoğraf çekmek, yeni bir şey öğrenmek, adres bulmak bugünkü kadar kolay değildi. Navigasyon yok, Google Maps yok. Bilmediğimiz bir şehirde kaybolunca ; taksi tutar, öndeki taksiyi navigasyon yapardık. Şimdi düşününce komik geliyor ama o zamanlar hayat böyleydi.

Peki o günlerden bugünlere neler değişti?

1- Ev telefonunu aradığında kimin açacağını bilmemek

Ev telefonu var, cep telefonu yok. Odamda ayrı bir telefon hattım vardı, o zamanlar bayağı ayrıcalıktı; sağ olsun babam bana bu özgürlüğü tanımıştı. Arkadaşlarım, erkek arkadaşlarıyla görüşmelerini benim telefonumdan yaparlardı. Bir nevi aşk destek hattıydı;))

Bir de çağrı cihazları vardı ama herkes de yok tabi, daha çok iş insanları ve doktorlarda.

Birini arıyorsunuz:

”Alo merhaba, Ayşe ile görüşebilir miyim ?

Telefonu Ayşe’nin annesi, babası, kardeşi artık kim denk gelirse o açabilir. Hele bir de flört durumu varsa, aile içi kaos.

2- Fotoğrafın nasıl çıktığını haftalar sonra görmek

Fotoğraf çekerdik ama nasıl çıktığını bilmezdik. Gözler kapalı mı, güzel mi, fotojenik mi, herkes kadraja girmiş mi? Film bitince fotoğraf stüdyosuna gider, sonra günlerce beklerdik.

3- Buluşma yerini ve saatini önceden kesin olarak belirlemek

”Hafta sonu 13:00, Çırağan.” Biri gelmezse beklersin. Arayıp ”Neredesin?” diyemezsin, on kere mesaj zaten atamazsın, Trip atmak da seçenekler arasında yok. Son görülme yok, mavi tik yok. Dolayısıyla paranoya da yok.

4- Numara ezberlemek:

Aile bireylerinin ve arkadaşlarının telefon numaralarını kafada tutmak zorunluydu. Çünkü her an jetonlu veya kartlı telefondan birini araman gerekebilirdi. Numarayı bileceksin. Mecbursun.

5-Ulaşılamaz olmak

Eve ya da okula varana kadar, ya da biri seni sabit hattan arayana kadar tamamen “kayıp” ve ulaşılamaz olabilmek çok normaldi. Kimse nerede olduğunu bilmiyor. Bildirim yok, mesaj yok.

”Arada bir olsa keşke , hiç fena fikir değil”

6- Takip edilmek

Eskiden takip edilmek, başımıza gelebilecek en tatsız şeylerden biriydi. Biri bizi takip ederse korkardık . Şimdi ise takip edilmemek korkunç. Dün kaçıyorduk, bugün neden takip etmiyorlar diye bozuluyoruz.

Beni bul, beni gör, beğen, yorum yap, paylaş.

7- Google’dan aratmak yerine ansiklopediye bakmak

Larousse ansiklopedisi her evde olmazsa olmazdı. Ödev yaparken bir bilgi bulmak için saatler harcardık. Şimdi bir tuşla tüm bilgiler önümüzde. Kolaylık mı? Kesinlikle.

Ama bazen o bilgiye ulaşana kadar geçirdiğim saatleri de özlüyorum. Büyük emekti.

8- Playlistini kasete almak

En sevdiğin şarkıları seçip bir kasete doldururdun. Sonra da sevdiğin birine hediye ederdin. Şimdi link gönderebiliyoruz. O zamanlar bu kaseti sana yaptım demek, çabaydı.

9- Doğum günlerini hatırlamak

Facebook yok, İnstagram yok. Not ediyorsun, gerçekten hatırlıyorsun. Birinin doğum gününü hatırlamak ”Sen benim için özelsin demekti.

10-Televizyonda bir programı beklemek

Dizinin hangi gün, saatte olduğunu biliyordun. O saatte evde olman gerekiyordu, kaçırdın mı? Kaçırdın. Sonra izlerim diye bir lüks yok. 90’larda TV yayın akışını bilmek ve ona göre yaşamak günlük hayatın parçasıydı.

11- MSN’de mesajlaşmak

90’ların sonu, internet evlere yeni yeni giriyordu. Kocaman PC’nin başına geçer, çevirmeli bağlantıyla MSN açılır, kim online bakar; arkadaşlarımızın gelmesini bekler, saatlerce chatleşirdik. O zamanlar internet yavaş ama sabrımız çoktu.

:-) gülen yüz.
:-( veya :( : Üzgün yüz.
;-) : Göz kırpma.
:-P : Dil çıkarma.
:-D : Kahkaha.
<3 : Kalp
@->-- : gül gönderme.

Nickname’ler var. Emojiler yoktu; bu işaretlerle gülüyor, kızıyor, öpüyor, hatta çiçek bile gönderiyorduk.

12- Sevdiğin şarkıya radyoda denk gelmek

Radyoda sevdiğin şarkıya denk geldiğinde, hemen REC tuşuna basar, kasete kaydetmeye çalışırdık. Spiker ortada konuşursa tüm emek çöp olurdu. Çift kasetçalarla kasetten kasete kayıt yapar, en güzel playlistleri oluştururduk.

13- Anı yaşamak, gerçekten yaşamak

Story atmadan, kimseye göstermeden en güzel anları yaşayabilmek. Eskiden anılarımız daha çok bize aitti. Onları kimseye göstermek zorunda değildik. Bazı anılarımın fotoğrafı bile yok ama en çok aklımda kalanlar da onlar.

Ps: Şimdilik benim hatırladıklarım bunlar. Sizin hafızanızda da bir sürü şey vardır eminim. 90’lar ile bugünü kıyasladığınızda ”en çok özlediğiniz“iyi ki değişti” dediğiniz şeyler neler?

Bu yazıyı paylaş

“90’lardan Bugüne” için 18 yorum

  1. 90’lar güzel yıllardı. 501 Levi’s’lar ve o meşhur 517 İspanyol paça. Pek estetik sayılmazdı ama giymek ciddi özgüven meselesiydi. 😄 Bizim okulda bir kişi giyerdi. Yakışıyor bana, derdi. Haksız da sayılmazdı.
    Adı gibi harikaydı ve hep farklıydı❤️
    O günleri çok özlüyorum.
    Öpüyorum seni, Harikacığım.

  2. Benim genç yetişkinlik yıllarıma denk geliyor; dolayısıyla hatırladığım 90’lar, nostaljik bir çocukluk değil, başka türlü bir hayatın hafızası. En çok, insanların birbirine karşı daha meraklı ve daha tahammüllü oluşunu özlüyorum. Her şey bu kadar çabuk tüketilmiyordu; insanlar da dahil.
    İyi ki değişti: Farklı olana tahammülsüzlüğün ve “el âlem ne der”in hayatlarımız üzerindeki ağırlığı.

  3. Dünü bile özlemiyorum doğrusu, 90’ları özlemem biraz zor. Geçmişi güzelleştirme huyum yok. Her dönemin kendine göre bir bedeli var. Mesele hangi zamanda yaşadığımızdan çok, içinde bulunduğumuz zamanı ne kadar iyi kullanabildiğimiz.

  4. Life was different and seemed to be a little easier. People weren’t so consumed in their technology. Believe it or not the was a real social life for most people and to meet with your buds you would go to his house and knock on the door.

  5. Bir kazak yıllarca giyilir, bir çanta liseden üniversiteye taşınır, bir mektup ya da bilet yıllarca saklanırdı .Eskidikçe değeri azalmaz, hikâyesi artardı. Şimdi her şeyin yenisi bu kadar kolay bulunurken, eşyalarla kurduğumuz bağ da kayboldu.

  6. Altı senedir aralıksız takip ediyorum; gelişimine tanıklık etmekten gurur duyuyorum. İnanılmaz yol kat ettin.
    Doksanlar dersek, hepinizden büyük olarak yaşamış biriyim ve yazın bana şunu düşündürdü: Eskiden geçmiş bizi yalnızca hatırlayan insanların zihninde yaşardı. Şimdi Google’da yaşıyor. Bu sebeple bir şey yazmadan, paylaşmadan önce üç kere düşünmek gerekiyor. Biz unutsak da ,o unutmuyor…

  7. Mahallede arkadaşlarla amaçsızca dolaştığımız günleri gerçekten özlüyorum.
    Kimin nerede olduğunu bilirdik, bisikletimiz hangi evin önündeyse orada olduğunu anlarlardı.
    Mahallede olan biten, dünyada olandan daha önemliydi, planlarımızı önceden yapar, akşam buluşuruz deyip gerçekten buluşurduk.
    Belki o zamanlar her şey daha iyi değildi ama hayat daha yavaş, daha sade ve kesinlikle daha gerçekti.

  8. Metallica – Enter Sandman
    Bon Jovi – Always
    Guns N’ Roses – November Rain
    Metallica – Nothing Else Matter
    hatırladın mı?

    Gerçi Eminem, Vanilla Ice, Mc Hammer tarafını da biliyoruz. Eklektizm baki;)))

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top