ŞİMDİ’NİN GÜCÜ

Geçmiş acıtır, Gelecek kaygıdır , Şimdi ise şifadır.” Var olmanın gücü anda kalmanın devrimidir…….

Cildi eskimiş, köşeleri yıpranmış , kitaplarımın arasında yıllanmış şarap misali, farkındalıkla tekrar okumam için bekliyordu. Echart Tolle ”’Var Olmanı Gücü ” Bu kitap sadece kişisel gelişim değil , hayat amacınızı bulmanız için farkındalık rehberi olacaktır. Eski bir dostum, uzun yıllar önce hediye etmişti. O zamanlar yüzeysel okumuştum, hatta bazı cümleleri altını çizmişim , tam kavrayamadığım için rafa kaldırmıştım.. Zaman geçti , hayatlar değişti, ben değiştim. İlk okuduğumda tohum olan kitap, şimdi çiçek açtı. Bu kez satırların altını daha güçlü çizerek, kelimelerin içimde bir yerlere dokunduğunu hissederek tekrar başucuma aldım.

Peki bu kitabı bu kadar özel yapan ne?

Tolle’ ün yalın dili , şimdiki an kavramı, yüzeyde basit gibi görünse de aslında zihnimiz sürekli geçmiş ve gelecekte geziniyor. Kitap bizi anda kalmanın yanında ,var olmaya davet ediyor. ” içinizdeki ego ne kadar güçlüyse, o kadar büyük olasılıkla hayatınızdaki sorunlar için başka insanları suçlarsınız, böylece başkaları için hayatı zorlaştırma olasılığınız da yüksek olur. Ama bunu kendiniz göremezsiniz. Durum daima başkalarının size bir şeyler yapması şeklindedir.’‘ Egodan kurtulmak hiç de o kadar büyük bir iş değildir diyor Tolle. Bütün yapmanız gereken, kendi düşüncelerinizin ve duygularınızın farkına varın. Unutmayın, hayat oyununu sadece ”şimdi” oynayabilirsiniz. Şu anla barış yaptığınız anda neler olduğunu , neler yapabildiğinizi veya ne yapmayı seçebildiğinizi ya da hayatın sizin sayenizde neler yaptığını görürsünüz.”

Kitapta sıkça bahsedilen Ego, Acı beden ve Şimdinin Gücü, bir nevi ANDA kalma sanatının inceliklerini öğretiyor. Aslında hepimizin iyi bildiği ancak uygulamada zayıf olduğumuz ,eylemler .. Pek çok kişi zihninin sürekli geçmiş ve gelecekte olduğunun farkındadır ancak normalin bu olduğunu düşünerek hayatını sürdürür. Ancak , şimdinin gücüne geçmeye karar verdiğinizde , zihniniz 10 sene önce veya 5 gün önce olmuş bitmiş olayı ısıtıp önünüze servis etmeye kalkınca , ”orada dur ” diyebilme gücünüzü ortaya koyabilirsiniz. Çünkü siz o farkındalığa geçtiğiniz anda, artık o düşüncelerin sizi esir alması mümkün olmaz..

”Geçmişte olmaması gereken bir şey oldu ve bu beni çok üzüyor. Eğer olmasaydı , şimdi huzurlu ve ve mutlu olacaktım, gibi;

Geçmişte, sizi şimdide yaşamaktan alıkoyabilecek hiçbir şey olmadı; eğer geçmişin sizi şimdide yaşamaktan alıkoyacak gücü yoksa, başka ne gücü olabilir ki ?”

BU DA GEÇER

Eski bir Sufi hikayesine göre, Orta Doğu da bir yerlerde mutsuzluk ve umutsuzluk arasında gidip gelen bir kral varmış. En küçük şey bile onu fazlasıyla üzer, mutluluğu bir anda hayal kırıklığı ve umutsuzluğa dönüşürmüş. Kral sonunda bir çıkış yolu aramaya karar vermiş. Aydınlığıyla tanınan bir bilgeyi çağırtmış. Bilge’ye ”senin gibi olmak istiyorum demiş.” Bana, hayatıma denge , dinginlik ve bilgelik getirecek bir şey verebilir misin ? Bedeli neyse ödemeye hazırım.

”Size yardım edebilirim” demiş Bilge . Ama bedeli o kadar ağır ki bütün krallığınız bile yeterli gelmez. Bu yüzden, eğer kabul ederseniz hediye olarak vermek isterim der. Kral kabul eder ve Bilge gider. Birkaç hafta sonra geri döner. Krala yeşim taşından yapılmış çok güzel bir kutu verir. Kral kutuyu açınca içinde basit , sıradan bir altın yüzük bulur. Üzerine bazı harfler kazınmış ve şöyle yazıyordur:

BU DA GEÇER’‘ Bu da ne demek şimdi ? diye sorar Kral

”Bu yüzüğü daima parmağınızda taşıyın der ”Bilge , her ne olursa, iyi ya da kötü diye adlandırmadan, bu yüzüğe dokunun ve yazıyı okuyun. Bu şekilde daima huzur bulabilirsiniz.

BU DA GEÇER ”, çok mutlu olma, çünkü uzun sürmeyecek, çok mutsuz olma o da uzun sürmeyecek . Her durumun geçiciliği ile sizi uyandırmak asıl olan .Yüzüğe kazınmış o sözler, size hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkartmamanızı söylemiyor, zor ya da acı verici bir durumda çok fazla rahatlık da sağlamıyor. Bundan çok daha derin bir amacı var. Her durumun geçiciliğiyle ilgili sizi uyandırmak. Başka bir deyişle biçimlerin geçici olduğunu fark ettiğinizde , bir bakıma kendinizi olaylardan bağlantısız kılmanız da mümkün olacaktır..

GEÇMİŞİ TAŞIMAK

İnsan zihni inatla geçmişi bırakmak konusunda son derece beceriksiz ve de isteksizdir. Tanzan ve Ekido adında iki ZEN rahip şiddetli bir yağmurda oldukça çamurlu hale gelmiş bir kır yolunda yürüyorlarmış. Bir köyün yakınından geçerken, yolun karşı tarafına geçmeye çalışan genç bir kadın görürler.. Çamur çok derin olduğundan yolun karşısına elbisesini berbat etmeden geçemeyecektir. Tanzan hiç tereddüt etmeden kadını kucağına alıp yolun karşısına geçirir. Sonrasında rahipler sessizce yollarına devam ederler. 5 saat sonra, tapınağa yaklaşırken Ekido daha fazla kendini tutamaz ve Tanzan’a döner. ” Neden kızı yolun karşı tarafına geçirdin?” diye sorar. Biz rahiplerin bu tür şeyler yapmaması gerekir.

Ben kızı saatler önce bırakmıştım” der Tanzan ” Sen hala taşıyor musun ?”

Geçmiş, anılar olarak içinizde yaşar , anıların kendileri sorun değildir. Aslını söylemek gerekirse geçmiş hatalarımızdan anılarımızı hatırlayarak ders alabiliriz. Ancak geçmişle ilgili düşünceler sizi tamamen ele geçirdikleri , benlik duygunuzu bir parçası haline geldikleri zaman bir yük ve sorun oluştururlar. Neredeyse herkes , eski duygusal acılarıyla kendi etrafında bir enerji alanı örer ki işte buna ” acı beden” denir.

ROLLER

En sık görülen rollerden biri, kurban rolüdür. Tüm amacı başkalarının sempatisini, acıma duygusunu kazanmaktır. Elbette ki kendini kurban olarak gösterdiği bir rolü oynamaya başladığında, sona ermesini istemez, her terapistin bildiği gibi, ego sorunlarının sona ermesini istemez çünkü kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Kimse benim üzücü hikayemi dinlemezse, o zaman hikayeyi kendi kendime anlatmaya başlarım ve kendime acıyana kadar bunu tekrar tekrar yaparım. Böylece kendimi hayat ya da başka insanlar tarafından haksızlığa uğramış gibi gösterebilirim.

İnsanların dramatik hikayeleri vardır. Yoksa da dramatize edebilirler. Ve size anlatırken onlardan yana olmanızı beklerler. İyi arkadaş, iyi eş , iyi biri olmak için başkalarının senaryosunda bir taraf olarak kendi saf enerjinizi heba etmeyin …. Ayrıca dramlara tutunmayan, kurban bilincinde olmayan birini isteseniz de dramınıza çekemezsiniz. Yüksek enerji için ilk önce drama oyunundan vazgeçmeniz gerekir. Biliyorum dramlara tutunmak tatlı gelir, baklava da tatlıdır aynı zamanda zehirdir :)) Hayatından memnun insan çok nadirdir zaten, bunun şartlarla ilgisi yok. Bu bir anlayıştır.

Birçok , ”sözde” romantik ilişkilerin erken dönemlerinde ,”beni mutlu edecek, özel hissettirecek, ihtiyaçlarımı karşılayacak kişinin dikkatini üzerinde tutabilmek için,” taraflar karşılıklı olarak özel rollere bürünürler. Ben senin olmamı istediğin kişiyi oynayacağım, sen de benim olmanı istediğim kişiyi oynayacaksın. Bu söze dökülmeyen bilinçaltı anlaşmasıdır. Ne var ki rolleri sürdürmek zordur, özellikle birlikte yaşamaya başladığınızda, roller bir süre sonra sona erer. Rollerden sıyrıldığınızda o varlığın gerçek özü yerine, gerçek özün üzerini örten şeyi görürsünüz.

Sık sık adına ”aşık olmak” denilen şey, aslında bir çok durumda egosal arzuların ve ihtiyaçların yoğunlaşmasıdır. Başka birine , daha doğrusu o kişinin imajına bağımlı hale gelirsiniz. Bunun gerçek sevgi ile ilgisi yoktur. İspanyolca aşk kavramları açısından en dürüst dildir. TE QUİERO seni seviyorum anlamına geldiği kadar, seni istiyorum anlamına da gelir. Diğeri de Te amo şeklindedir.

Hiç bir belirsizliğe sahip olmayan tek ifade , nadiren kullanılır , ” Me siento comprendida contigo ” ‘ (Senin yanında anlaşıldığımı hissediyorum’)

PS: Bu kitap gerçekten önyargısız bir şekilde okunmalıdır. Milli Eğitimin başında olsam okullarda kişisel gelişim kitaplarını zorunlu tutardım. özellikle de ECHART TOLLE’ ün bu kitabını. Kendi yolumu çizerken başkasının izinden gitmedim ancak bana iyi gelen mesajları almayı da ihmal etmedim. Hiç bir söylem veya kitap başlı başına hayat kılavuzum olmadı. 310 sayfadan cımbızla çektiğim, paragrafları paylaştım, kendi yorumları da katarak. E -posta yoluyla adres bilgilerini paylaşan ilk kişiye kitabı , hediye olarak göndereceğim.

Sevgilerimle;

” Kendinizi tanımlamaya çalışmaktan vazgeçin, bunu ne kendinize, ne de başkalarına yapmayın. Ölmezsiniz merak etmeyin .Tam aksine, yaşamaya başlarsınız. Başkalarının sizi nasıl tanımladığıyla da ilgilenmeyin.” Echart Tolle”

Bu yazıyı paylaş

“ŞİMDİ’NİN GÜCÜ” için 9 yorum

  1. Kitap derin ama biraz fazla “anda kal” vurgusu yapıyor sanki. Anda kalmak güzel de, hayat sadece şimdi değil. Geçmişin yüküyle, geleceğin baskısıyla yaşıyoruz. Kolay huzur yok

    1. Geçmişin yükü, geleceğin belirsizliği sizi sürüklemesin diyor.
      Elimizde gerçek var olan tek şey bu an ,
      şimdi’yi kaçırmadan memnun bir sen için basit formüller sunuyor. . Kolay huzur vaat etmiyor. Yol var gidersen, çay var içersen, diyor bir nevi

  2. Yazını çok beğendim, özellikle Şimdinin Gücü kitabının özünü anlaşılır şekilde aktarman gerçekten değerli. İnsan okurken ”evet, ben de böyle hissediyorum’ diye düşünüyor.

    Ama küçük bir eleştirim de olacak, bazı yerlerde alıntılar ve kavramların biraz daha açılmasını isterdim. Kendi kişisel deneyimlerinden bir iki örnek daha eklersen yazın hem daha özgün hem de daha samimi bir etki bırakabilir.
    Genel olarak akıcı, düşündürücü, ilham verici bir yazı olmuş. Tebrikler!

  3. Uzun zamandır yazılarınızı takip ediyorum; derinliğiniz, sıradan kalemin ötesine taşıyor. Tam da bu yüzden, kimi satırlarda biraz aceleye gelmiş , yüzeyde bırakılmış düşünceler görünce hayıflanıyorum.Bir sonraki acaba ne olacak merakı. Eminim yazdığınızdan çok fazla yaşadınız.

  4. Evimden binlerce kilometre uzakta olsam da;
    Burada, kendi başıma bir kafede otururken okudum; anı yakalamak hiç bu kadar değerli gelmemişti.
    “Cheers from the US ☕✨”

  5. Senin “Ben” olma mücadelenin büyük bir kısmına şahit olmuş biri olarak.Hem kendinle hesaplaşmaların ve öğrenmelerini kaleme alman,hem de yolun başındakilere rehber olman,yolu yarılamışlara yoldaş olman çok değerli.
    Yazmaya,yaşamaya,öğrenmeye devam…
    Go Harika go!

    1. Bu kitabı hediye eden , ilk adımımı güçlendiren ilknur’um. Desteğin, yol arkadaşlığın için sonsuz teşekkürler.. iyi ki varsın, daima ol…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top