Makine Mühendisliğinden Padel Antrenörlüğüne

Padel hikayem onunla başladı. Elime raketi tutuşturup, “Hadi hadi, yaparsın sen!” dedi. Sonra hocadan daha fazlası oldu ; dostum oldu, kardeşim oldu… Ayrı şehirlerde yaşasak da hiç kopmadık, birbirimize destek olmaya hep devam ettik.

Makine mühendisiyken bir gün, “Ben bunu istemiyorum!” dedin; gönül verdiğin Padel’in peşine takılıp antrenör oldun. Hem de öyle laf olsun diye değil; işinin hakkını vermek için epey emek verdin ve bence başardın da. Yıllardır gece, gündüz seni dinledim, bu kez herkes dinlesin istedim.

Andaç Hocam, anlat. Söz sende. Hadi başa saralım; senin hikâyen ne?

Selam, Andaç Ergün ben.1998 Bursa doğumluyum. Makine mühendisiyim. 3-4 yıllık mühendislik serüveninin ardından şimdi yoluma padel hocası olarak devam ediyorum. Bekârım. Ailemle birlikte Bursa’nın Mudanya ilçesinde yaşıyordum; şimdi padel sayesinde Bursa, İzmir, Çeşme ve İstanbul arasında, bir nevi göçebe hayatı yaşıyorum. Açıkçası bu hayattan da oldukça memnunum..

Bekârsın ve taliplere açıksın diyebilir miyiz? 😄

Neden olmasın? Başvurular açık diyelim:))

Mühendisliği bırakırken korkmadın mı? “Ya olmazsa” demedin mi hiç?

Korkmak değil de çekindim diyebilirim. Türkiye şartlarında aslında verdiğim radikal bir karardı. Tabii “Ya olmazsa?” dediğim de oldu. Ama hedefime hep inandığım için kendime “Yürü Andaç!” dedim. En çok ne kaybedebilirdim ki? Gencim, arkamdan bekleyen biri yok. En nihayetinde başarısız dahi olsam “Sporumu yaptım, güzel insanlar tanıdım.” der, yoluma devam ederdim. Karamsarlığı fabrikada çalışan Andaç’ta bıraktım.

Sen mi Padel’i seçtin, yoksa Padel mi seni?

Birbirimizi bulduk diyebilirim😄

İşten çok bunaldığım bir dönemde, şans eseri karşıma çıkan bir reklamla “Aa, bu neymiş? Deneyelim bakalım.” diyerek girdim bu yola. Daha önce birçok sporu yapmış, sonra da bırakmış biri olarak padeli sevince kendime, “Buna yapış ve bırakma oğlum.” dedim. Süreç de böyle başlamış oldu.

Ailene bu kararını ilk söylediğinde neler yaşandı? Samimi ol ama!

Tabii ki her Türk ailesi gibi benimkiler de “Sen mühendissin, padel ne? Hobi olarak yap geç. Senin mesleğin var, onu yap. Hocalık ne?” gibi tepkiler verdiler. Ben de deneyeceğimi ve bu yolda bana destek olmalarını istediğimi söyledim. Destek olmasalar dahi bunu zaten yapacağımı bildikleri için, biraz zoraki de olsa “Tamam.” dediler aslında.

İnsanı destekten çok köstek daha fazla geliştiriyor bence. Ne kadar zor bir başlangıç, o kadar iyi sonuç.

Maç yapıyorsun ve rakibin seni çözdü diyelim. Ne yapmalıyız? Taktiği mi değiştirelim, yoksa içimizden söylenip bildiğimiz gibi oynamaya devam mı edelim?

En önemlisi mentali hiç düşürmemek. Düştüğün ve bunu rakibe hissettirdiğin an, artık rakip için çok kolay bir hedefsin. Bundan sonra hiçbir taktiğin önemi olmaz. Mentali yüksek tutup sakin oyununu devam ettireceksin, bir süre sonra zaten rakip senin sakinliğinden yorulacak ve işte orada kontrolü sen eline alacaksın.

Bir makine mühendisi olarak, camların açılarını, topun çarpma hızını fiziksel olarak hesapladığın oluyor mu? Mühendislik Padel’de işe yarıyor mu?”

Elbette işe yarıyor. Özellikle çift camdan seken toplarda geometri, seken topların yavaşlamasında da fizik bilgisi öne çıkıyor. Derslerde öğrencilerime hep söylerim; hocalarımız zamanında “Bunlar sizin gerçek hayatta da karşınıza çıkacak.” derdi. İşte orası tam da burası!

Geometrisi ve fiziği kötü olan da kendini öğrenirken belli ediyor. Camda zorlananların geometrisi genelde pek iyi olmuyor.

Ben camdan seken toplarda pek başarılı değilim biliyorsun ama geometriyle aram iyi. Bu durumda mühendislik teorisi sınıfta kalmıyor mu?

Teori sınıfta kalmıyor, sadece senin camla aranda mühendisliğin henüz çözemediği bir problem var diyebiliriz.😄

Seni kortta çileden çıkaran, ‘Asla tahammül edemem’ dediğin oyuncu tipi hangisi?

Maç haricinde çok konuşan, karşısındakinin modunu düşürmeye çalışan, maçı yeteneğiyle değil de ağzıyla kazanmaya çalışan oyuncu tipleri beni rahatsız eder


Korta spor yapmaktan ziyade Instagram için gelen influencerlar olduğunda tavrın ne oluyor? Onları sıkı bir antrenmanla terletiyor musun?”

Çok fazla geliyor aslında bu tarz öğrenciler. En çok onları yoruyorum diyebilirim. 😄

Aslında garipsemiyorum. Çünkü yeni dünyada yaptığın işi ya da hobini sosyal medyada paylaşmak, hatta bundan içerik üretmek çok moda ve etkileşimi de yüksek. O anki furyaya uyum sağlamak ve yaptığın işin en iyisini göstermeye çalışmak ilgi çekiyor.

Gözünü nereye diktin? Gelecek hedeflerin neler?

Elbette ki işimde en iyisi olmayı hedefliyorum. Padeli yayabildiğim kadar çok kişiye yaymayı istiyorum. Türkiye ve Dünyadaki padel akademilerini gezmek, birçok farklı kişiyle tanışmayı hedefliyorum. Kendi tesisimi kurmak en büyük hedefim, neden olmasın?

Peki, 5 yıl sonra Padel hayatının neresinde olacak, sen nerede olacaksın? Bugüne bakıp neye güleceksin, neyle gurur duyacaksın?

Geçen sene bana bunu söyleselerdi; “İşten çıkacaksın, mühendisliği bırakacaksın ve gelecek yaz Çeşme’de padel antrenörlüğü yapacaksın.” deselerdi, “Hayal âleminde gezmeyin.” derdim. Şimdi bakıyorum da hepsi gerçek oldu ve böylesi çok daha güzel oldu. Ben hayatın bu değişkenliğini seviyorum işte.

Şimdi baktığımda, önümüzdeki beş yılda padelin hayatımın merkezinde olacağını görüyorum. Kendi tesisini kurmuş, turnuvalar düzenleyen, yurt dışına geziler organize eden ve en önemlisi, bu işte dünyaya açılmış bir Andaç hayal ediyorum.

O zaman “İyi ki bu kararı vermişim.” diye gurur duyacağım. İlk zamanlarımdan kalan videolar hâlâ duruyor. Onlara bakıp bakıp güleceğim;

“Nereden nereye…” diye.

Hep merak ediyordum: Benimle ilk kez korta çıktığında ne düşündün? “Eyvah, işimiz çok zor!” dedin mi? Gerçeği söyle; işime gelmezse bu soruyu hiç sorulmamış sayacağız! 😉

Aslında o kadar mutluydum ki “Birine daha padel sevdireceksin, hadi bakalım!” diye kendimi motive ediyordum. Bu, hocalık serüvenimin başladığı yerdi, burada eğer eyvah deseydim belki de bugün antrenör Andaç’tan bahsetmiyorduk. O yüzden o gün benim için ayrı bir anlamı var.

Ama tamamen dürüst olayım; korttan çıktıktan sonra içimden bir “Oh!” çektim. Senden ilk kez “hocam” kelimesini duyduğumda o kadar mutlu oldum ki, o an dünya bana farklı dönüyordu.

Buradan da söylemem gerekiyor elbette; başından beri her anımda destek olduğun için sana ayrıca teşekkür ediyorum. Yerin bende her zaman çok ayrı.

Ben sana en başından beri inandım. Peki sen kendine benim kadar inanıyor musun ?

İnanıyorum. Hatta senin bana en çok inanan insanlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Bu inanç beni buralara kadar getirdi. Senin inancın da benim kendime olan inancımı hep güçlendirdi. Olmasaydı belki ben de bunu bir anlık heves deyip bırakabilirdim. Hani derler ya, “İnanmak başarmanın yarısıdır.” Gerçekten de öyle. İnandığın şeyin peşinden gitmek gerekiyor. Hayat gerçekten çok kısa. Geriye dönüp baktığımızda, pişman olmadan yaşadığımızı bilmekse en güzeli.

”Yolun açık olsun, Andaç’ cığım. Hedeflerinden birinin kendi Padel kulübünü kurmak olduğunu biliyorum. Benim dileğim de beş yıl sonra, kulübünde yeniden bir röportaj yapmak.”

Ps: Andaç Hocamızı biraz daha yakından tanımak isterseniz, sosyal medya hesaplarını aşağıya bırakıyorum.

🔗 Andaç Ergün – Instagram https://www.instagram.com/andcergn/
🔗 Courtlab Padel – Instagram https://www.instagram.com/courtlab.padel

.

Bu yazıyı paylaş

“Makine Mühendisliğinden Padel Antrenörlüğüne” için 12 yorum

  1. Çok keyifli bir söyleşi olmuş. Özellikle kariyer değişimi ve yolculuğun arka planı ilham verici. Çok akıcı, samimi bir içerik tebrikler.

  2. Son derece akıcı ve özgün bir sohbet olmuş. Yeni bir alana cesaretle adım atan genç arkadaşımı kutluyorum. Seni de desteğin için tebrik ediyorum Harika’cığım.

  3. İnsanın kendi yolunu değiştirme cesareti, başarıdan bile daha kıymetlidir. Bunu gerçekten takdir ediyorum. Muhteşem olmuş, yürü be koçum, kimse tutmasın seni

  4. Aklımda olanı yeniden önüme koydu. Başka birinin hikayesi ertelediğim hikayemi hatırlattı.
    Galiba artık neden olmasın ki

  5. Finding and booking a qualified padel trainer is a common challenge due to the sport’s rapid growth outpacing the supply of experienced professionals. Players often struggle with limited availability, high costs, and difficulty in finding coaches who possess true padel, rather than just tennis, experience.

  6. İspanya’daki ASPADO, 2006’dan beri engelli bireylere yönelik padel eğitmenleri yetiştiriyor. Türkiye’de de bu alanda uzmanlaşmış antrenörler yetiştiren akademi modeli görsek güzel ve anlamlı olmaz mı?

  7. 1969’da Meksika’da Enrique Corcuera, bahçesinde tenis oynamak için yeterli alan bulamayınca kendine küçük bir kort yaptırıyor. Eşi Viviana da bu oyunun kurallarını yazıyor❤️ Ve böylece padel doğuyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı Çık