Anı Bazaar

İstanbul’un en popüler ”vintage” pazarlarından , ”Bomonti Antika Pazarı” (Feriköy bit pazarı olarak da bilinir ) Şişli İçesinde kuruluyor. Ama bildiğiniz pazarlardan değil, zamanın tozlu raflarından objeler, geçmişten gelen hikayeler, adeta bir zaman makinesi.

ilk başta ,eski plaklar, sararmış fotoğraflar, çizilmiş saat camları, sıradan görünüyor. Ta ki birazdan daha yakından bakana kadar. Bir tezgahta durdum, köşeleri kıvrılmış bir fotoğraf vardı, 1947 son yaz ”yazıyordu başka not yoktu. Satıcıya kim bunlar diye sordum, ” omuz silkti ‘bu sabah gelen eski bir sandığın içindeydi dedi. İnsanların en özel anıları nasıl olur da pazar tezgahında , yabancı ellerde kalırdı. Fotoğraftaki insanlar gülümsüyor , neşe içinde poz veriyor ,kimse onların kim olduğunu bilmiyor, en özel hatıraların insanların ellerinde dolaşıyor . Bir an düşündürdü , ben olsaydım ?? Sonra yine düşündüm sosyal medyada en özel anlarımız hiç tanımadığımız insanların arşivlerinde ..Burada en azından nostalji severlerin arşivinde ,daha kabul edilebilirdi.

Aile fotoğrafları, okul yıllıkları, öğretmenlerin not defterleri , eski reklamlar, film afişleri, otomobil farları, eski saatler ,aklınıza gelmeyecek her şeyi barındıran bir pazar. Vakit geçirmek , özellikle nostalji merakı olanlar için şahane bir yer , tavsiyem yalnız gidin ama illa ki biri ile gidecekseniz sabırlı olmasına ve nostalji sevmesine dikkat edin..

Lifestyle blog yazarı olarak burası hikaye toplama yerim. Eski bir cep saati gördüm. Gümüş kasası çiziklerle dolu, bunun bir hikayesi var mı diye sordum. arkasına bak dedi satıcı. ”12:47 , aynı yerde yazıyordu.”

Sordum : ”uzun hikaye dedi” dinlerim dedim.

Bunu bir kadın getirdi.. Nişanlısı ölmüş ondan geriye kalan saate bu notu kazıtmış , her hafta sonu buluşma saatiymiş. Kadın hiç evlenmemiş ve ondan geriye kalan son hatıraymış. Satmak zorunda kaldığını ve saati bırakırken uzun süre elini üzerinden çekemediğini anlattı.

Peki neden satmış”? diye sordum.

Saati yerine koydu , baktı , bu ne ki dedi. Buraya insanlar sadece eşya getirmiyor. Kimi ölmüş babasının saatini, Kimi yıllarca sakladığı mektupları. Geçen ay bir kadın kırılmış çerçevenin içinde tek aile fotoğrafını sattı. İnsanlar bazen para kazanmak için değil ,hayatta kalmaya devam etmek , bazen de vedalaşmak için en kıymetli anılarını elinden çıkartırlar. Biz de çoğunu üzülerek alıyoruz, kimse hatırasını durduk yere satmaz. Ama hayat bu, insanı en sevdiği şeyden bile vazgeçmek zorunda bırakıyor ”…

İnsan dediğin, en çok ”ben bunu asla yapmam ” dediği yerden kırılıyordu belki de .. Hiç kimse tek bir kimliğe ait değildir, koşulların şekillendirdiği geçici kimliklerin toplamıdır. Olmaz deme, hayat kesinlikleri bozar. Bugün asla olmayacağını düşündüğün ne varsa , yarın bir bakmışsın sıradan bir gerçeğe dönüşmüş. Ben buyum dediğin yer, küçük bir hamleyle ben artık bu değilim’e evrilir. Kimse bugününe fazla güvenmesin , yarın kim olacağını bugünden mühürlemesin.

Şahsi fikrim: İstanbul’u İstanbul yapan , arada ziyaret ettiğim, hiçbir şey almasam da , fotoğraf çekerek, kitap sayfaları karıştırarak, plaklara bakarak, satıcılarla sohbet ederek, girişteki gözlemeciden atıştırarak günü geçirdiğim , sevdiğim yerlerden biridir. Vaktiniz olursa ziyaret edin .

Ps: Her şey yolundayken büyümeyi sürdüremeyiz….

Bu yazıyı paylaş

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top