Marcus Aurelius – “Düşünceler”

Marcus ve Stoa hakkında, blogumu ilk açtığım zamanlarda bir paylaşım yapmıştım. Bugün “Düşünceler” kitabını tekrar elime aldığımda, bu konuda yeniden yazma isteği doğdu.

Hızla akan Reels videoları, durmadan kaydırdığımız ekranlar ve tüketim odaklı teknoloji çağında, insanların kitaplara vakit ayırması giderek zorlaşıyor. Bunu bir eksiklik ya da yargılama olarak söylemiyorum; pek çoğumuzun kitap okumaya eskisi kadar sabrı kalmadı. Hayatın koşturmacası, ekonomik kaygılar ve yetişilmesi gereken öncelikler derken, yaşam bize dingin bir zihinle geçireceğimiz bir saati bile bazen çok görüyor.

Bu yüzden kitaptan bazı alıntıları özetlemek istedim. Hem kendi zihnimde kalıcı olması hem de okumaya vakit bulamayan ama durup düşünmeye ihtiyacı olanlar için…

Kitap, Platon’un ünlü sözüyle başlıyor: “Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı.”

Marcus Aurelius, bir Roma imparatoru olmanın ötesinde, Stoacı felsefenin en önemli temsilcilerinden biridir. Aslında Düşünceler’i bir kitap olarak değil, kendine aldığı kişisel notlar olarak kaleme almıştı. Gücün, iktidarın, büyük bir sorumluluğun ortasındayken; bir insan olarak korkularını, mücadelesini, sabrını, erdem arayışını bu kadar dürüstçe anlatması, onu günümüzde bile hâlâ önemli ve okunur kılıyor. Kitabın tamamını aktarmam elbette mümkün değil. Zaten uzun anlatılardan ziyade maddeler halinde yazılmış bir eser. Bu yüzden, okurken altını çizdiğim ve bende karşılık bulan maddeleri sizlerle paylaşmak istedim.

1– Dalgaların art arda gelip çarptığı bir kaya gibi ol; sağlam ve kıpırtısız. ‘Başıma bu kötü olay geldiği için ne kadar şanssızım’ deme. Tam tersine, ‘Ne kadar şanslıyım; çünkü başıma gelen bu olaya rağmen yılgınlığa kapılmıyorum, ne şimdiki zaman beni eziyor ne de gelecek ürkütüyor’ de. Bu tür şanssızlıklar herkesin başına gelebilir ama herkes yılgınlığa kapılmadan ayakta kalmayı başaramaz.

2- Hıyar acı mı? At onu. Yolunda böğürtlen çalıları mı var? Çevresinden dolan. Bu kadarı yeter. “Yeryüzünde bunlar niçin var?” diye sorma; yoksa doğa bilimciyi kendine güldürürsün. Tıpkı bir marangozu ya da ayakkabıcıyı, atölyelerinde yongalar ve talaşlar gördüğün için kınayacak olsan sana gülecekleri gibi.

3- Şu anda gördüğün her şey çok geçmeden yok olacak; onların yok olduğunu görenler de sıraları gelince yok olup gidecek. Yaşlı ölen ile vakitsiz ölen, günün sonunda aynı yaşta olacak.

4- Biri seni suçlar, senden nefret eder ya da birileri seni incitecek şeyler söylerse, ruhlarına yakından bak ve ne tür insanlar olduklarını gör. Senin hakkında şöyle ya da böyle bir fikir oluşturacakları için kendine eziyet etmene değmediğini anlayacaksın. Yine de onlara karşı iyi niyet göstermelisin.

5- Yaşamda meydana gelen olayların tek birine bile şaşıran insan, nasıl da gülünç ve bu dünyada nasıl da yabancıdır!

6- Bir şey doğru değilse onu yapma; gerçek değilse söyleme.

7- Başaracağını sanmadığın şeyleri de yapmaya gayret et.

8- Ya bu dünyada yaşamayı sürdürürsün ki buna artık alıştın; ya kendi isteğinle onun dışına çıkarsın ya da ölürsün. Böylece işlevin sona erer. Bunun dışında başka bir seçenek yok. Öyleyse yürekli ol.

9- İster senatoda ister herhangi biriyle konuşurken saygılı ve yapmacıksız konuş. Yalın, açık seçik bir dil kullan.

10- Yaşama sanatı bir dansçıdan çok, bir güreşçinin sanatı gibidir. Art arda gelen darbeleri önceden sezinleyemesen de ayaklarının üzerinde sıkıca durarak savuşturmaya hazır olman gerekir.

11- Olmayan şeyleri varmış gibi düşünme; var olan şeyler arasından en hoşuna gidenleri seç ve eğer olmasalardı onları ne kadar büyük bir arzuyla isteyeceğini düşün.

12- İçinde bulunduğun duruma uyum sağla; aralarında yaşadığın insanları sev, ama gerçekten sev.

13- Önce okuma yazmayı öğrenmeden okuma yazma öğretmeni olamazsın. Yaşamak da tam olarak böyledir.

14- Ölümünden sonra ün kazanmayı tutkuyla isteyen kişi, onu anımsayacak kimselerin her birinin de çok geçmeden öleceğini düşünmez. Onların ardından gelenlerin de başına aynı şey gelecek ve nihayetinde bu anı, kişiden kişiye geçerken tam bir yok oluşa varacaktır. Övgünün, bazı pratik amaçlar dışında ölülere hiçbir yararı olmadığını söylememe gerek var mı? Sen ise başkalarının senden sonra hakkında ne söyleyeceğine zihnini takıyorsun.

15- Yakında her şeyi unutacaksın; yakında herkes de seni unutacak.

16- Başkalarıyla ilgili şeyleri düşünerek —eğer bunu kamu yararına yapmıyorsan— yaşamının geri kalanını ziyan etme. Çünkü “Filanca ne yaptı, ne amaçla yaptı, aklından ne geçiyor, ne tasarlıyor?” gibi sorularla zihnini yorarak, seni yöneten ana ilkene göstermen gereken dikkati kaybedersin.

Öyleyse rastgele ve boş şeylerin, özellikle de merak ve kötülük içeren düşüncelerin araya girmesine izin vermemelisin. Biri sana ansızın “Şu anda ne düşünüyorsun?” diye soracak olsa, hiç duraksamadan “Şunu şunu” diye yanıtlayabileceğin şeyleri düşünmelisin yalnızca.

17- Epiktetos’un sık sık söylediği gibi: Bir ölünün ağırlığını taşıyan bir ruhsun sen.

18- Her zaman mutlu yaşayabilirsin; çünkü doğru yolu izlemek, ona göre düşünmek ve davranmak senin elindedir. Başkalarının seni engellemesine izin verme; kendi iyiliğini doğruyu istemekte, doğru davranmakta ara ve arzularını buna göre sınırlandır.

19- Başkalarının yanlışı, onu yapana bırakılmalı.

20- Artık daha fazla oyalanma. Not defterini ya da yaşlılığın için bir kenara ayırdığın, eski Romalılar ve Yunanlar hakkında yazılan parçaları muhtemelen bir daha okumayacaksın. Öyleyse elini çabuk tut, hedefine doğru ilerle. Boş umutları bir kenara bırak ve kendine biraz olsun önem veriyorsan, henüz vakit varken kendi kendinin yardımına koş.


PSt: Bu satırları yazarken vardığım tek yer; kontrol edemediklerimizle kavga etmeyi bırakıp elimizde olana özen göstermek oldu. Marcus’un anlatmaya çalıştığı kusursuz olmak değil, her gün yeniden denemek; daha sakin, daha adil ve daha farkında kalabilmek. Bu maddeleri okurken içinizde küçük de olsa bir durma, bir soluklanma hissi yaratabildiysem, bu benim için yeterli.

“Mukayese etmeyin, kıyaslamayın. Başka hiçbir yol sizinki değildir. Diğer bütün yollar sizi kandırır ve ayartır. Ruhunuzdaki yolu takip etmelisiniz.”

— Carl Gustav Jung

Bu yazıyı paylaş
Yukarı Çık